Avrupa Bankacılığında Dev Birleşmenin Önü Açılıyor: ECB Onaya Yaklaştı
İtalya merkezli UniCredit’in Almanya’nın en büyük bankalarından Commerzbank üzerindeki hakimiyetini artırma girişiminde en önemli düzenleyici engellerden biri kalkabilir.
Avrupa Merkez Bankası bünyesinde yürütülen ön değerlendirmelerde işlemin engellenmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı yönündeki görüş ağırlık kazanırken, nihai kararın eylül veya ekim ayında verilmesi bekleniyor.
Onay çıkması halinde işlem, küresel finans krizinden bu yana Avrupa Birliği bankacılık sektöründeki en büyük birleşmelerden biri olacak.
Unicredit Payını Yüzde 48’E Kadar Çıkardı
UniCredit’in Commerzbank hamlesi küçük bir hisse yatırımı olarak başlamış ancak kısa sürede Avrupa bankacılık sektörünün en büyük kontrol mücadelelerinden birine dönüşmüştü.
İtalyan banka son hamlelerle Commerzbank’taki ekonomik payını yaklaşık yüzde 48’e kadar yükseltti. Bu oran, resmi çoğunluk eşiği olan yüzde 50’nin altında kalmasına rağmen UniCredit’e Alman banka üzerinde önemli bir etki alanı sağlıyor.
Commerzbank hisselerinin yüzde 17,6’sının son satın alma teklifine dahil edilmesi de UniCredit’in başlangıçta beklenenden daha güçlü yatırımcı desteği topladığını ortaya koydu.
Şimdi gözler, bu payın fiili kontrol anlamına gelip gelmediğine ilişkin düzenleyici değerlendirmede.
Ecb Önünde Büyük Engel Görünmüyor
Avrupa Merkez Bankası’nın ön incelemesinde birleşmenin doğrudan engellenmesini gerektirecek mali bir sorun tespit edilmediği belirtiliyor.
Bununla birlikte denetim tarafında bazı ciddi çekinceler bulunuyor. Özellikle birleşme sonrasında yönetim yapısının nasıl işleyeceği, iki bankanın kurum kültürlerinin nasıl bir araya getirileceği ve UniCredit’in Commerzbank üzerinde kuracağı kontrol mekanizmaları yakından inceleniyor.
Avrupa Merkez Bankası’nın süreçte nihai onay vermeden önce sermaye yeterliliği varsayımlarını ve birleşme sonrası bilanço yapısını da yeniden değerlendirmesi bekleniyor.
Dolayısıyla olumlu yaklaşım, birleşmenin sorunsuz gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.
Almanya’dan Direnç Tamamen Bitmedi
UniCredit’in Commerzbank hamlesine en güçlü itiraz Almanya’dan geliyor.
Commerzbank yönetimi, çalışan temsilcileri ve Alman hükümeti sürecin başından bu yana İtalyan bankanın kontrolü ele geçirmesine mesafeli yaklaşıyor. Almanya, finansal kriz sonrasında bankaya sağladığı destek nedeniyle Commerzbank’ta yaklaşık yüzde 12 pay bulunduruyor.
Alman finansal düzenleyicisi BaFin’in de UniCredit’in süreçteki bazı uygulamalarına yönelik çekinceleri bulunuyor.
Özellikle hisse toplama sürecinin yönetimi, iletişim biçimi ve birleşme sonrasında Commerzbank içindeki denetim mekanizmalarının gücü tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Buna rağmen son haftalarda taraflar arasındaki sert tutumun kısmen yumuşadığına ilişkin işaretler geliyor.
Avrupa’da Yıllardır Beklenen Birleşme Olabilir
Birleşmenin önemi yalnız UniCredit ve Commerzbank’ın büyüklüğünden kaynaklanmıyor.
Avrupa Birliği uzun süredir bankacılık sektöründe sınır ötesi birleşmelerin artırılmasını istiyor. Avrupa bankaları, bilanço büyüklüğü ve piyasa değeri açısından ABD’deki büyük rakiplerinin önemli ölçüde gerisinde bulunuyor.
UniCredit ile Commerzbank’ın birleşmesi ise bu tabloyu değiştirebilecek ölçekte bir banka ortaya çıkarabilir.
İki kurumun birleşmesi halinde Avrupa’nın en büyük bankacılık gruplarından biri oluşurken, İtalya ve Almanya’nın bankacılık sistemleri arasında bugüne kadar görülmemiş ölçekte bir entegrasyon gerçekleşmiş olacak.
Bu nedenle süreç, diğer Avrupa bankalarının satın alma ve birleşme planları açısından da örnek oluşturabilir.
Asıl Mücadele Onaydan Sonra Başlayabilir
Avrupa Merkez Bankası’ndan gelecek olumlu karar UniCredit açısından en önemli düzenleyici engellerden birini kaldıracak ancak sürecin sonu anlamına gelmeyecek.
Bankaların operasyonlarının birleştirilmesi, yönetim kadrolarının yeniden yapılandırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve olası işten çıkarmalar önümüzdeki dönemin en tartışmalı başlıkları arasında bulunuyor.
UniCredit yönetimi daha önce Commerzbank üzerinde daha fazla kontrol sağlaması halinde önemli maliyet avantajları yaratılabileceğini savunmuştu.
Ancak böylesine büyük iki bankanın entegrasyonunun 18 ila 24 ay sürebileceği değerlendiriliyor.
ECB’den beklenen karar bu nedenle yalnız bir satın alma izni değil, Avrupa bankacılık sektöründeki güç dengesini değiştirebilecek çok daha büyük bir sürecin başlangıcı olabilir.